Parfümün Tarihçesi

  1. Parfümün Tarihçesi

    Farz edelim ki ‘Kim 500 Milyon İstiyor?’ yarışmasına katıldınız ve size ‘Aşağıdaki ülkelerden hangisinde parfüm kullanılmaya en son başlanmıştır?’ diye bir soru yöneltildi. Şıklar arasında da Fransa, Mısır, Arabistan ve Macaristan. Bahse girerim ki bu şıklar içerisinde ilk eleyeceğiniz ülke Fransa olacaktır. Hatta soruyu tam tersine çevirip de ‘Parfüm ilk hangi ülkede ortaya çıkmıştır?’ diye sorarsak en çok üzerinde durduğunuz seçenek de Fransa olacaktır muhtemelen.

    Ama cevap hiç de düşündüğünüz gibi değil.

    Modern parfüm sektörünün kalbinin Avrupa’da ama özellikle de Fransa’da attığını kabul etmek gerekiyor. Fransa’yı İtalya ve İngilitere gibi dev moda markalarına sahip Avrupa ülkeleri ve Amerika takip ediyor. Günümüzde kullanılan parfümlerin dağılımı her ne kadar dünyanın Batı küresinde yoğunlaşsa da ve birbirinden zengin parfüm koleksiyonları ile bu ülkeler sahip oldukları ünü sonuna kadar hak etseler de, parfüm dünyasının tarihçesine göz attığımızda görüyoruz ki kokular aleminde tarih pek tekekkür etmiş değil. Fransa veya diğer Avrupa ülkeleri parfüm konusunda ilk veya öncü olmamak bir yana, parfüm tarihi sahnesine çıkan ülkeler listesinin oldukça arka sıralarında olduğunu bile söyleyebiliriz.

    Aslına bakarsanız, parfümün tarihini insanlığın tarihinin uzanabildiği en eski noktaya kadar taşımak mümkün. Ve aslında ilk parfümün nerede ve ne zaman ortaya çıktığını kesin olarak saptamak çok da mümkün değil. Bilinen o ki, parfüm tarihte bizim bildiğimiz haline gelmeden önce form olarak birçok değişiklik geçirmiş. Ama asıl değişiklik parfümün işlevi, kullanım ve üretim amacında karşımızda çıkıyor.

    Adı:  parfümtarih7.jpg
Görüntülemeler: 7924
Boyutu:  97.2 KB


    Antik Çağın Kimyagerleri

    İnsanoğlunun tarihi ateşle başlar derler, aynı durum parfüm için de geçerli. Ateş yakmayı keşfeden insanoğlu yanan ağaçların ve reçinelerin kokusunu Tanrı’ya ithaf eder. Tanrı ile iletişim kurmak, adak adamak veya ona jest yapmak amacıyla kullanılan ve daha çok tütsü olarak nitelendirilebilecek ilk kokular her ne kadar günümüz lüks tüketim ürünü olan parfümlerimize hiç benzemese de, bugün parfüm dediğimiz her şeye adını vermiştir. Latince ‘Duman’ veye ‘Dumandan’ anlamına gelen Per fumus kelimesi bugünün milyon dolarlık bir parfüm sanayine adını vermiştir.

    Her ne kadar ilk parfümün nerede ne zaman ortaya çıktığını tespit edemesek de, kayıtlı tarihte bilinen en eski parfüme Mezoptamya’da, bundan 4000 yıl kadar öncesinde yani M.Ö. 2000’lü yıllarda rastlıyoruz. Tarihteki ilk parfümler bugünkü gibi kozmetik amaçlarla değil, daha çok dini ritüller için kullanılıyordu.
    Dini seremoniler için reçine, çamsakızı ve çeşitli otları yakan Mezopotamyalılar, parfümü cenaze törenlerinde de ölülerine rayiha vermek amacıyla kullanıyorlardı.

    Adı:  parfümtarih6.jpg
Görüntülemeler: 8024
Boyutu:  96.0 KB



    Nerde Tanrı, Orada Parfüm



    Tanrılarla iletişimi neredeyse tam zamanlı bir iş gibi yürüten antik Hint toplumunda da kokulu tütsüler oldukça yaygın olarak kullanılıyordu. Hintlilerin kullandığı tütsülerden bahseden Chakara Samhita isimli geleneksel Hint Ayurvedic metnin tarihi M.Ö. 7. Yüzyıl olarak kabul edilmektedir.

    Mısırlılar da parfümü diğer çağdaşları gibi dini sebeplerle kullanılıyorlardı. Ölülerini mumyalarken mür ağacı ve çeşitli baharatların kokularından yararlanıyor, krallar veya din adamları gibi önemli kişileri sonsuz yaşama uğurlarken güzel kokmaları için gayret sarf ediyorlardı. M.Ö. 3000’li yıllarda ilk parfümlerin ortaya çıktığı Mısır’da parfüm yapımı başlangıçta sadece din adamlarının tekelindeydi. Daha sonra bu kurallar biraz esnetilmiş ve imparatorlar ile kraliçelerin de parfüm yapmasına izin verilmiştir. Ölümden sonra yaşama inanan Mısırlılar ölüm sonrası hayata inandıkları için, cennete akrabalarının ruhlarını kokularından ayrıt edeceklerine inanıyor ve bu yüzden mumyalama esnasında parfümlere özel bir önem veriyorlardı.

    Adı:  parfümtarihi8.jpg
Görüntülemeler: 8008
Boyutu:  81.7 KB


    Kleopatra’dan Kadınlara Ders Olacak Hareket

    Tarihteki en güzel kadınlardan biri olarak anılan Kleopatra’nın hüküm sürdüğü M.Ö. 1. Yüzyılda, koku ve esans kullanımı Mısır’da doruğa ulaşmıştı.

    Gücünü ve yetkilerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Kleopatra, hükümdarlığını geri kazanmak amacı ile Roma İmparatoru Jül Sezar’ı işbirliğine çağırmış, ünlü imparatoru ikna etmek için güzelliği ile birlikte çok miktarda parfüm kullanmıştır. Jül Sezar’ın öldürülmesinin ardından Mısır’a geri dönüp kraliçe olan Kleopatra’yı ona fazlasıyla aşık Romalı devlet adamı Mark Anthony parfüm kokulu bir sandalda karşılaamıştır. Kleopatra’nın şehre girişi onunla birlikte gelen yoğun bir koku bulutu sayesinde herkes tarafından öğrenilmiş oldu.

    Kleopatra’nın varlığı Mısır’da güzelliğe ve lükse olan ilginin arttığı bir dönemin yaşanmasına sebep olmuştur.

    Adı:  Kraliçe,-Cleopatra.jpg
Görüntülemeler: 8611
Boyutu:  17.1 KB


    Batı’da Parfümün İlk Esamesi

    Parfümün Batı dünyasında ortaya çıkısı M.Ö. Yedinci Yüzyıl’a denk gelir. Her ne kadar parfümün ortaya çıkışı diye başlasak da burada kullanılması gereken doğru tabir ‘parfümün Batı’ya ulaşması’ dır çünkü parfüm Batı dünyasına Mısır kültüründen aktatılmıştır. Pers İmparatorluğu ve Mısır’ı işgal etmeyi kafasına takmış olan Büyük İskender’in seferleri sırasında parfüm ile tanışan Batı dünyası parfümü derhal ,kendi çok tanrılı inançları ile bağdaştırmışlardır. Özellikle Yunanlı kadınlar inanılmaz yoğunlukta parfüm kullanmamkta ve vucütlarının her bölgesi için farklı kokular sürünmekteydiler. Mısır’dan devraldıkları parfüm üretim tekniklerini geliştiren ve kendi formüllerini yaratmaya başlayan Yunanlılar kadar Romalılar arasında da parfüm kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştı.

    Roma İmparatorluğu’nun erken dönemlerinde parfüm kullanımı oldukça popüler idi. Parfümü daha çok dini törenler ve cenazeler için kullanan Romalılar yeni kokular üretmekte de olduk.a becerikliydiler. Fakat Hristiyanlığın başta Roma İmparatorluğu olmak üzere tüm Batı dünyasında yükselmesi ile birlikte, Batı’nın parfümle dansı uzun bir sure kesintiye uğradı….

    Parfümü cinsel isteği artırdığı gerekçesi ile tamamen yasaklayan Hristiyan dünyası Ortaçağ boyunca sırf karanlıkta kalmamış aynı zamanda kokusuz da kalmıştır.

    Adı:  parfümtarihi9.jpg
Görüntülemeler: 7872
Boyutu:  95.9 KB


    Doğu’nun Baharatı, Uçan Halısı ve Bir De Parfümü

    Tarihin bir dönemi vardır ki, her şeyin güzeli ve özeli Doğu’dan gelirdi… Avrupa ülkeleri Ortaçağ karanlığının derin uykusundayken; Doğu’daki binbir gece masallarından çıkma saraylarda yaşayan sultanların, hanımların bastığı dokuma halıların, giyindiği ipek kumaşların, kullandıkları çeşit çeşit baharatların, yedikleri yemişlerin rüyalarını görüyorlardı. Batılılar, Doğu’da yaşayanların halıları uçuyor deseler, kumaşlar altın iplikten dokundu deseler inanabilecek kadar Doğu’nun zenginliklerini özlüyorlardı. Parfümler ve esanslar konusunda da Doğulu ülkeler geniş bir zenginlik içindeydi. Gül suyu, Miski Amber gibi kokular Doğu’da her sınıftan insan tarafından gündelik hayatta kullanıldığı gibi, İpek Yolu ve Baharat Yolu gibi ticaret yolları üzerinden yapılan ticaretler ile, savaşlar veya gezginler yoluyla Batı’da yaşayanlara da ulaşıyordu.

    Her ne kadar birçok farklı kültürde parfüm ortaya çıkmış, geliştirilmiş ve çeşitlendirilmiş olsa da, parfümün bugün bildiğimiz parfüm haline gelmesine en fazla katkısı olan; antik dönem parfümörleri ile modern parfüm anlayışı arasındaki köprüyü kuran ve parfüme en fazla katkıyı yapmış olan kültür Arap kültürüdür. Damıtma adını verdiğimiz ve çiçeğin yağını çıkarmak yoluyla kokusunu elde etme yöntemini bulanlar Araplar’dır. Bu teknik, sonradan gelişmiş olan Batı parfüm endüstrisinin temellerini attığı gibi kimya bilimini de etkileşmiştir.

    Parfüme Araplar’ın Katkısı

    Araplar’ın parfüm dünyasına katkısı sadece teknik düzeyinde olmamıştır. Parfüm yapımında birçok yeni malzeme kullanmış, parfümlerin koku olarak zenginleşmesine öncülük etmiştir. Gerek Arap gerek Fars toplumlarının yaşamakta olduğu coğrafyalar parfüm malzemesi olarak kullanılabilecek baharat, bitki, çiçek ve meyveler açısından son derece avantajlıydı. Buna ek olarak, Arap ve Fars toplumları dönemin en işlek ticaret yollarını ellerinde bulundurdukları için Afrika, Güneydoğu Asya vb. coğrafyalara ulaşma ve bu bölgelerden elde ettikleri malzemeleri parfüm yapımında kullanma şansları da daha fazlaydı.

    Parfümün Arap toplumlarında gelişmesinin diğer bir sebebi de dindir. İslam’da yer alan temizlik anlayışı ve zorunlu olan çeşitli temizlik ritüellerinin bulunması Müslüman bilim adamlarını güzel koku üretme işine sevk etmiştir. Arap kültüründe parfüm kullanımı öylesine yayıngıdır ki, Kuran’da geçen cennet tasvirinde dahi parfümden bahsetmektedir. Cennete ulaşanlara ‘’sütten daha beyaz ve misk parfümünden daha güzel kokulu sular’’ vaat edilmektedir. Bu bilim adamlarından en önemli iki tanesi Al-Kindi ve İbn-Sina’dır. Al-Kindi kimya ve parfüm alanında yaptığı çalışmalarını bir kitapta toplamıştır. 9’uncu yüzyılda yayınlanan bu kitap, parfüm damıtma tekniklerini, parfüm malzemelerini ve yüzlerce farklı parfüm tarifini içermektedir. Al-Kindi’nin parfüm endüstrisini başlatan kişi olduğunu söyleyenlerin sayısı hiç de az değildir.

    Parfüm alanına büyük katkı yapmış olan diğer bir Müslüman bilim adamı İbni Sina’dır. İbni Sina, bugün halen kullanılmakta olan damıtma tekniğini başlatan insan olmuştur. Gül yapraklarını damıtarak elde ettiği parfüm her ne kadar kimya ve parfüm dünyasına büyük hizmet etmiş olsa da, İbni Sina’nın asıl amacı çiçeğin özüne ulaşarak Tanrı’ya ulaşmak idi. Hafif ve ferahlatıcı bir parfüm olan gül suyu kısa sürede yaygınlaşmıştır. İbni Sina aynı yöntemi diğer çiçeklere de uygulamıştır.

    Adı:  ibnisina.jpg
Görüntülemeler: 7602
Boyutu:  41.1 KB



    Macar Suyu ve Modern Parfümün Başlangıcı


    Modern parfümün başlangıcını, modern diğer her şeyin başlangıcı gibi, Avrupa’da buluyoruz ve buna hiç şaşırmıyoruz. Parfümün tarihçesinin hala Fransa’ya ulaşmadığı bir tarihte, 1370 Macarlar’ın Kraliçe Elizabeth’inin kullanımı için Macaristan topraklarında üretilen parfüm, dünyadaki ilk modern parfüm olarak kabul edilmektedir. Alkolden oluşan bir solüsyon içerisinde esansların çözülmesini sağlayarak üretilen bu parfüm Macar’lar ile öylesine özdeşleşmişti ki bütün Avrupa onu ‘Macar Suyu’ olarak isimlendirmekteydi.

    Efsance odur ki, 70 yaşında ve sağlığı günden güne kötüye giden Macar Kraliçesi’ne bir keşiş bu parfümü vermiş ve Kraliçe parfümü sürmeye başladığı andan itibaren iyileşmeye başlamıştır. Sonunda Kraliçe sağlığına öyle kavuşmuş, öyle gençleşmiştir ki Polonya’nın Kralı kendisine aşık olmuş ve evlenme teklif etmiştir.


    Adı:  parfümtarihi1.jpg
Görüntülemeler: 7481
Boyutu:  98.4 KB


    Ve Nihayet Fransa…

    16. yüzyıla kadar parfüm yapımı konusunda Avrupa’da İtalya başı çekerken, İtalya’nın sanatı ve sanatçıları himaye etmekle ünlü olan ve Rönesans’ın da en önemli sanat eserlerinin üretilmesi için maddi destek sağlamış olan Medici Ailesi’nin parfömörü Rene le Florentin’in Fransa’ya gitmesinin de etkisiyle 17. Yüzyıldan itibaren Fransa parfüm dünyasının başkenti haline gelmiştir.

    Fransa tarihini biraz incelemiş olanlar bilirler ki, o tarihlerde Fransa kötü bir koku bulutunun altında yaşıyor gibidir adeta… Gerek şehirlerde kanalizasyon sisteminin olmaması, gerek Avrupalılar’ın o dönemlerde yıkanmayı sevmiyor olmaları nedeniye Fransa’nın büyük şehirlerinde bastırılması gereken bir koku yoğunluğu mevcut idi. Yolu Fransa’ya düşmüş olanlar bilirler, Versay Sarayı’nı gezdiren rehberler koca sarayda hiç tuvalet olmadığını, saray halkının tuvalet ihtiyacını perdelerin arkasında giderdikten sonra bir kumaş parçasına sararak sarayın bahçesine attığını anlatırlar. Hatta derler ki, topuklu ayakkabı da bu kumaş parçalarına basmadan bahçede gezinebilmek için icat edilmiştir.

    Ne Oldum Dememeli…

    Gerçekten de parfümün Fransa’da bu denli yaygınlaşmasının sebebi, Kraliyet Ailesi ve zenginler tarafından su ve sabun yerine kullanılarak kötü vucüt kokularının bastırılması amacıyla kullanılmasında yatmaktadır. Fransızlar, parfümün tene zarar verdiğini düşündükleri için derilerine direct temas etmesinden hoşlanmazlardı. Bu yüzden parfümlü eldivenler Fransa’da çok moda olmuştu. Sadece eldiven de değildi tabi parfümlenerek kullanılan. Kürkler, eşarplar, evdeki aksesuarlar ve hatta mobilyalar bile parfümle yıkanırdı. 18. yüzyıl ve sonraki dönemde Fransa’nın güneyindeki Grasse bölgesinde yetiştirilen parfüm malzemeleri parfüm üretimini iyice hızlandırmıştır. Napolyon’un her ay 60 büyük şişe yasemin parfümü kullandığı, karısı Josephine’in kullandığı parfümün kokusunun öldükten 60 yıl sonra dahi yatak odasında hissedilebildiği ise parfüm tarihine düşülmüş dedikodulardır.

    Adı:  parfümtarihi11.jpg
Görüntülemeler: 7771
Boyutu:  106.0 KB


    Tabi ki Fransa dışındaki Avrupa ülkelerinde de parfüm kullanımı oldukça popülerdi. İngiltere’de VIII. Henry ve Kraliçe I. Elizabeth zamanında tüm kamu binalarının odalarına bolca parfüm dökülürmüş. Kraliçe Elizabeth’in çok güçlü bir koku duyusu olduğu ve kötü kokuları tahammül edemediği, bu yüzden de sarayda ona koku hazırlamak için çalışan birçok görevlinin bulunduğu söylenir.

    19. yüzyıl’da dünyada yaşanan endüstriyel gelişmeler birçok alandaki üretim tekniğini ve üretim modellerini değiştirmiş, parfüm dünyası da küçük atölyelerden büyük laboratuara ve modaevlerine taşınarak bugün bildiğimiz haline evrilmiştir. Modern kimya sanayi, insanların değişen yaşam tarzıları ile pararel değişen zevkleri parfüm sektörünü dev kozmetik markalarının milyonlarca dolar Ar-ge ve pazarlama yatırımı yaptığı büyük bir sektör haline getirmiştir.

    Tarih içinde dinsel amaçla veya kötü kokuları bastırmak amacıyla kullanılan parfüm, 20. Yüzyılda bir moda aksesuvarı haline dönüştü ve vucüt kokusunu saklamak değil vurgulamak için, insanların kişiliklerini dışavurmalarını sağlamak amacıyla kullanılmaya başlandı. Başta Fransa, İtalya ve İngiltere gibi Avrupa ülkeleri olmak üzere Amerika’nın başını çektiği bu dev endüstri artık tasarım harikası şişeler, çekici ambalajlar, sanat eserinden aşağı kalmayan reklamlar ile hayatımızın değişmez parfüm markalarını bize sunuyor.

    Parfüm Dünyasının İlkleri:

    - İlk Parfümör: Dünyada bilinen ilk parfümör Mezopotamya’da yaşayan Tapputi’dir. Yazılı tabletlerde çeşitli kokular ürettiğinden bahsedilen Tapputi M.Ö. 2000’li yılllarda yaşamıştır ve kadındır.

    - İlk Parfümevi: En eski parfüm yapım tesisi Kıbrıs’ta bulunmuştur. Bronz çağ döneminde, M.Ö. 2000’li yıllarda faaliyet gösterdiği tespit edilen bu tesis, tanrılara adamak üzere kutsal bir parfümü üretmek üzere kurulmuştu ve toplam 4000 metrakarelik bir alanı kaplayan oldukça geniş bir işletmeydi. Sadece din adamlarının sürmesine izin verilen bu kutsal parfüm tarçın, mür apacı ve şeker kamışı karışımından yapılmaktaydı.

    - İlk Modern Parfüm: 1370 Macarlar’ın Kraliçe Elizabeth’inin kullanımı için Macaristan topraklarında üretilen parfüm, dünyadaki ilk modern parfüm olarak kabul edilmektedir. Alkolden oluşan bir solüsyon içerisinde esansların çözülmesini sağlayarak üretilen bu parfüm Macar’lar ile öylesine özdeşleşmişti ki bütün Avrupa onu ‘Macar Suyu’ olarak isimlendirmekteydi.
    Eklenen Resimler Eklenen Resimler     

  2. Bir Başka Parfüm Tarihçesi- Parfümün Tarihte Yolculuğu

    Parfümün Tarihte Yolculuğu

    İnsanlık tarihi kadar eski olan güzel kokuları sürme alışkanlığı (ya da sevdası demek belki daha yerinde olacaktır), ilk olarak ateşin bulunmasıyla hayatımıza girdi. İnsanoğlu ateş kullanarak yaptığı ilk deneysel çalışmalar sonrasında, bitkileri alevlendirerek, tıpkı bir tütsü gibi dini törenlerinde, ölüm, doğum merasimlerinde, savaş ve barış durumlarında parfümü kullanmışlardır. Bugün parfüm kelimesinin etimolojik olarak kökenine baktığımızda ise, Latince “buharla” anlamına gelen “Per Fuma” ifadesinden geldiğini düşünüyoruz.
    İÖ 69-30 yılları arasında yaşayan Mısır Kraliçesi Kleopatra ve hatta kendisinden 1000 yıl evvel yaşamış olan güzelliğine düşkünlüğü ile bilinen Nefertiti, parfüm tarihine damgasını vuran popüler kişiliklerden olduğunu söyleyebiliriz. Mısır’da yapılan kazı çalışmalarında çıkarılan örnekler, günümüzün gelişmiş analitik yöntemleriyle bile çözümlenemiyor, hangi tekniği kullanarak parfümleri ürettiklerini bilemiyoruz.
    Tarihte bilinen ilk parfüm Kyphi, notalarında kına, tarçın, ardıç, hintsümbülü, safran, bal, üzüm gibi toplamda 13 maddenin bileşeni ile yapılmış. Mısır’da yapılan kazılarda çıkan Kyphi ismini verdikleri parfümün sadece 12 notasını tabletlere yazmışlar, fakat 13. nota hala esrarengiz sırrını koruyor. Mısır halkının, bedenlerini damıtarak elde ettikleri merhem ve yağlarla ovdukları biliniyor. Banyo ve temizliklerine son derece dikkat eden Mısır halkı için parfüm günlük yaşantı içinde çok önemli bir yere sahip.
    Mısır gibi köklü bir medeniyetten feyz alan, Asurlar, Babiller, Persler, Yunanlar, İbraniler, tüm dünyaya güzel kokuların damıtılarak esans elde etme işlemlerini yayarak, o devirlerde ciddi bir koku ticaretinin oluşmasına vesile olmuşlar.
    Çinliler ise, dünyanın diğer ucunda elbette boş durmamışlar, kendi etnik kökenlerine ve coğrafi şartlarına uygun olarak, daha farklı materyallerden koku üretmeye başlamışlar. Örneğin yine yapılan arkeolojik kazılardan biliyoruz ki, İÖ 2300 yılında erkek misk geyiklerinin salgılarını yasemin ve lotus çiçekleriyle karıştırıp, parfüm üretmişlerdir. Komşu ülkeleri Hindistan ise, yasemin, gül, nergis, sümbülteren gibi çiçekleri kullanarak, özellikle dini törenlerinde kutsal kabul ettikleri sandal ağacı ile bugün modern parfüm endüstrisinin oluşmasına en çok faydayı sağlamışlardır.
    Bizim tarafa, Ege’ye doğru baktığımızda ise, önceleri güzel koku sürünmeyi tanrılara bırakan Yunan halkı ile karşılaşıyoruz. Dini törenlerde özellikle kullandıkları güzel kokular, bir süre sonra halk tarafından da benimsenerek, şişelerin içine aktarılıp, günlük yaşamın bir parçası haline getirilmiştir. Elbette güzel kokulara olan merakları kadar, yazmayı ve arşivlemeyi de seven Yunanlar ilk parfüm kitabının yazılmasına da vesile olmuşlar. İlk parfüm kitabı İÖ 2 yy ’da Apollonius tarafından yazıldı. Kitabın içeriğine baktığımızda, yunanların parfümü 6 grupta ele aldığını görüyoruz. Tatlı, ekşi, yağlı, acı ve pis kokular. Halk özellikle saçlarını ve bedenlerini elde ettikleri esanslarla ovalar, şairler ise kokuların afrodizyak etkisini özellikle yazdıkları şiirlerde betimlemişlerdir.
    Roma imparatorluğu ise, parfümü bedenlerine sürmek yerine, elbise ve sancaklarına ve hatta evcil hayvanlarına kullanmışlar. İmparatorluğun yıkılmasıyla koku merkezi birden değişerek Arap yarımadasına geçiş yapmış hatta Arabistan bir dönem “koku yarımadası” olarak anılmaya başlanmış.
    İbn Sina’nın buhar damıtmasını ilk geliştiren bilgin olduğu söyleniyor. Bu şekilde parfümlerin daha uzun süre saklanması kolaylığına erişilmiş, Avrupalılar ise, aynı yöntemi geliştirerek sıcak buharı anında soğutarak, kokuların hapsedilmesini sağlamışlar.
    Parfümlerin içeriğinde olmazsa olmazlardan olan alkol ise, ünlü Arap bilgini El Razi’nin farklı bir çalışma yaparken, tesadüfen keşfettiği alkolün damıtılması başarısı ile sağlanmıştır. Bugün “eau de toilet” dediğimiz, alkollü parfümlerin çıkması El Razi’nin sayesinde olduğunu söyleyebiliriz.
    Eau d’Hongrie-Macar Suyu adıyla geçen parfümde işte El Razi’nin alkolü damıtma becerisinden sonra yapılmış ve içerisinde lavanta ve biberiye yağlarının eklenmesi suretiyle hazırlanmıştır. Hatta 72 yaşındaki Macaristan Kraliçesi Elisabeth von Ungaro’nun Polonya kralını kullandığı Eau d’Hungrie parfümüyle baştan çıkardığı söyleniyor.
    1555 yılında İtalyan Rosetti ‘nin kaleme aldığı Notandissimi Secreti del’Arte Profumatoria isimli kitabı yıllarca birçok baskısı yapılarak, günümüz kozmetik dünyasında kullanılan pek çok ürünün temel formüllerin dayanağı olduğu biliniyor. Aynı yıllarda eldiven giymenin bir moda olması ve deriden yapılan bu aksesuarın özellikle sıcak havalarda çok fazla koku yaymasından dolayı, uzunca bir süre, parfümler sadece eldivenlere sürülmüştür. Fransa’nın ünlü şehri ve belki de bugün parfüm denilince aklımıza gelen ilk merkez olarak söyleyebileceğimiz Paris ise, bahsettiğimiz dönemde gerçek anlamda bir lağım çukuru halindeydi. Başta saray olmak üzere, şehrin tüm yollarından ve hanelerinden, dayanılmaz kokular yükseliyordu. Medici Orleans dükü ile evlenip Fransız sarayına taşınan İtalyan Catherine kokulara daha fazla dayanamayıp, memleketinden bir parfümcü grubunu Fransa’ya sarayına çağırır. İşte bu vesile ile Fransızlar parfümle tanışırlar, şehrin ve özellikle sarayın kokulardan arınması için bol bol parfümler üretilir, farklı teknikler denenerek, günümüz modern parfüm dünyasının temelleri atılır.
    Elbette bu dönemde de parfüm rahatlıkla yolunda ilerleyemez çünkü bu seferde savaş yıllarında, tüm saray halkının kullandığı parfümlere, düşmanların zehir eklemesi sorunu gündeme gelir. Kokular yasaklanır. Fransız devrimi sonrasında uzun yıllar boyunca parfüm gözden düşmüş bir kozmetik malzemesi olarak kalırken, bir gün İmparatoriçe Eugénie, saraya kendi özel parfümcüsü olarak Pierre-François Pascal GUERLAIN’ı çağırır. Evet, ismini yanlış duymadınız, torunları hala günümüz modern parfüm dünyasında Guerlain markası altında parfüm üretmeye devam ediyorlar. Kraliçeye özel ürettiği parfümün adı ise, Eau de Cologne Impériale.
    19. yüzyıla geldiğimizde ise, karşımıza kimyager Kolbé çıkıyor. Kolbé çiçekleri, ağaçları ya da bir başka değişle parfüm üretmek için kullanılan organik her hammaddeyi dışlayarak, karbon, hidrojen ve oksijen elementleriyle asetik asidi sentezledi. Kısaca bu buluş sentetik parfüm dünyasının başlangıcı oldu. Düşünsenize 8 milyon çiçekten elde edilen 1 kg esans yerine, bu buluşla çok çok daha az maliyetle esanslar üretilmeye başlandı. Bugün kullandığımız parfümler Kolbé’nin icadıyla üretiliyor, daha kalıcı, daha farklı bileşimlerle birçok parfümün doğmasına sebep oluyor.
    Parfumforum.com’da sentetik kokuların klasiği ve belki de ilk olmasından ötürü en başarılı örneği olan Chanel No:5’in hikayesine de burada her yermiştik. İster sentetik hammaddelerden yapılarak Marilyn Monreo’da hayat bulsun, isterse, Nefertiti ile arkeolojik tabletlerde yer alsın, parfümler hayatımızın tam ortasında bizlere eşlik etmeye devam ediyorlar.
    Adı:  parfumun tarihi.jpg
Görüntülemeler: 2988
Boyutu:  81.7 KB


Temel Parfüm Bilgileri Parfüm yorumları okuyup ve fiyatlari karşılaştırıp en ucuz Parfümün Tarihçesi online alışveriş'de bulun. Parfümün Tarihçesi kullananlar.